Sevgi Satılık Değildir: 14 Şubat, Flört Şiddeti ve Normalleştirilen Sağlıksız İlişkiler
14 Şubat geldiğinde vitrinler kırmızıya boyanıyor. Kalpler, çiçekler, indirimli hediyeler… Aşk, bir kez daha paketlenip satışa sunuluyor. Oysa bu parıltılı görüntünün ardında, çoğu zaman konuşulmayan bir gerçek duruyor: Günümüz dünyasında ilişkiler giderek daha fazla kontrolün, eşitsizliğin ve şiddetin normalleştirildiği alanlara dönüşüyor.
2025 yılında öldürülen 294 kadının 104’ü evli olduğu erkek, 32’si eskiden evli olduğu erkek, 28’i birlikte olduğu erkek, 24’ü eskiden birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldü. Onlar da mı “seviyor”du?
Ama bu parıltının altında konuşulmayan bir gerçek var:
Günümüz ilişkilerinde şiddet giderek daha fazla normalleştiriliyor.
Ve buna “sevgi” denmesi bekleniyor.
Flört şiddeti tam da bu sessizliğin içinde büyüyor.
Flört Şiddeti Nedir ve Neden Görünmez?
Flört şiddeti yalnızca fiziksel değildir. Çoğu zaman sessizdir. Günlüktür. “Normal” sayılır.
Israrlı mesajlar, kıskançlığın sevgi diye sunulması, sosyal medya hesaplarının kontrol edilmesi, ne giyeceğine, kimlerle görüşeceğine karışılması, duygusal manipülasyon, değersizleştirme… Bunların tamamı şiddetin farklı biçimleridir.
Ancak bu davranışlar çoğu zaman “çok seviyor”, “korumacı”, “ilişkinin doğası” gibi söylemlerle meşrulaştırılır. Özellikle genç kadınlar ve LGBTİ+’lar için bu sınırların bulanıklaştırılması, şiddeti fark etmeyi ve adlandırmayı zorlaştırır.
Şiddet “ileri bir aşama” değildir.
Şiddet, çoğu zaman ilişkinin en başında başlar.
Flört Şiddeti Türleri
Psikolojik / Duygusal Şiddet
Aşağılama, değersizleştirme, manipülasyon, suçluluk hissettirme, tehdit.
Dijital Şiddet
Sürekli mesaj atma, çevrim içi olmayı takip etme, hesapları kontrol etme, paylaşımları denetleme.
Sosyal Şiddet
Arkadaşlardan uzaklaştırma, aileyle görüşmeyi engelleme, yalnızlaştırma.
Ekonomik Şiddet
Hesap sorulması, harcamaların denetlenmesi, maddi bağımlılık yaratma.
Fiziksel ve Cinsel Şiddet
Her türlü zorlayıcı temas, rızanın yok sayılması, tehdit veya baskı.
Kapitalizm Aşkı Nasıl Yeniden Üretiyor?
Kapitalizm yalnızca emek gücümüzü değil, duygularımızı da metalaştırır.
Aşk; satın alınabilir, gösterilebilir, ölçülebilir bir performansa indirgenir.
“Seviyorsan alırsın.”
“Seviyorsan katlanırsın.”
“Seviyorsan susarsın.”
Bu düzen özellikle kadınlardan sabır, fedakârlık ve duygusal emek talep eder. Erkek egemen sistem, bu beklentileri romantik anlatılarla süsler. Sonuçta eşitsizlik, sevgi diliyle örtülür; şiddet, ilişkinin bir parçası gibi sunulur (sinema ve edebiyat dahi eserleri ile buna örnekler verir ve normalleştirir).
“Normal” Denilen Şey Gerçekten Normal mi?
Günümüz ilişkilerinde sorunlu olan, çoğu zaman “fazla hassasiyet” olarak yaftalanır. Sınır koymak bencillik, itiraz etmek sorun çıkarmak, ayrılmak ise başarısızlık olarak görülür. Oysa sağlıksız olan ilişkiyi sürdürmek değil, bunu sorgulamamaktır.
Aşk, eşitsizliğin üzerini örten bir araç olmamalıdır.
Sevgi; korku, baskı ve kontrolle yan yana duramaz.
Sevgi, eşitsizliğin üzerini örtemez.
Aşk, kontrolle yan yana duramaz.
14 Şubat’ı Yeniden Düşünmek
14 Şubat’ı reddetmek zorunda değiliz. Ama onu yeniden tanımlamak mümkün.
Şiddetsiz, eşit, rızaya dayalı ilişkileri konuşmak; romantik mitleri sorgulamak; “aşk” adına maruz bırakılanları görünür kılmak da bir politik eylemdir.
Belki de bu 14 Şubat’ta kendimize şunu sormalıyız:
Bize satılan bu sevgi, gerçekten kimin ihtiyaçlarına hizmet ediyor?
Sevgi Bir Hak, Şiddet Kader Değil
Flört şiddeti bireysel bir “ilişki sorunu” değildir.
Ataerki ve kapitalizmin birlikte ürettiği yapısal bir meseledir.
Ve bu yüzden çözümü de bireysel sabırda değil;
dayanışmada, adlandırmada ve itirazda yatar.
Sevgi satılık değildir.
Aşk, şiddeti meşrulaştırmaz.
Ve hiçbir ilişki, özgürlüğümüzden daha değerli değildir.


Leave a Reply